AKP iktidarında eğitim konusu her zaman iktidar açısından önemsenen ve yoğun saldırıların olduğu bir alan olmuştur. AKP’nin toplumda muhafazakar bir dönüşüm yaratmak ve kendi geleceğinin dayanak noktası olacak yeni nesilleri yaratma ve şekillendirme amacına dönük olarak elindeki en verimli aracın eğitim alanı olması bunun temel sebebidir. Buna dönük olarak  AKP’nin iktidara geldiğinden beri eğitime dönük saldırıları iki temel nitelik etrafında şekillendi. Bunlardan birisi neoliberal politikalar ile eğitimin ticarileştirilmesi, diğeri de okul öncesi dönemden üniversiteye kadar eğitimin tüm kademelerinin dinselleştirme politikaları ile gerici bir dalganın içine alınmasıdır.

AKP döneminde bu iki unsur her zaman birbirini besleyen iki kanal olarak biçim aldı. Gericilikle neoliberalizm adeta iç içe bir şekilde büyüdü. Özellikle 4+4+4 sistemi ile eğitime dönük saldırının dinselleşme boyutu daha da ön plana çıkmıştır. Din derslerine dönük düzenlemeler, İmam-Hatip okullarının yaygınlaştırılması için yapılan girişimler bunun basit örneklerini oluşturmaktadır. 2002-2003 eğitim-öğretim yılında imam-hatip öğrencisi sayısı 71.000 civarındayken bu sayı 2016-2017 eğitim öğretim yılında 651.954 olarak tespit edilmiştir. Sadece son 5  yıl içinde bile imam-hatip okullarının sayısı 2 katına çıkarılmış ve bu okullara MEB tarafından geniş ödenekler ayrılmış, geniş imkanlar tanınmıştır. Bu süreçte fiziki altyapısı sıkıntılı, teknik donanımı kötü olan okullar imam-hatibe dönüştürülmüş, birçok devlet okulunun ihtiyaçlarına ödenek ayrılmazken imam-hatiplere bu anlamda birçok imkan sağlanmıştır.

MEB’in imam-hatip okullarını diğer devlet okullarına kıyasla daha ayrıcalıklı görmesi aynı zamanda devlet okulları ile özel okullar arasında da yaşanmaktadır. MEB AKP’nin piyasacı eğitim politikaları doğrultusunda özel okullara devlet okulları karşısında ayrıcalık tanıyarak ve teşvik ederek kamusal eğitimin içini boşaltıp piyasacı bir eğitim anlayışını yerleştirmiştir. Kamusal eğitimin tasfiyesi aynı zamanda velileri büyük oranda tarikatların kucağına itmiştir. Veliler ve öğrenciler eğitimin tüm kademelerindeki piyasacı dönüşümden dolayı cemaat ve tarikat yurtlarına, okullarına mecbur bırakılmış ve dolayısıyla aileler ve öğrenciler ekonomik kaygılarla gerici unsurların baskısı altına girmek zorunda bırakılmıştır.

Eğitime dönük tahribatın en yoğun yaşandığı alanlardan bir başkası da eğitimin akademik ayağıdır. Neoliberal ve gerici dönüşümün doğrultusunda AKP iktidarında özellikle son yıllarda artış gösteren bir biçimde üniversitelerde gerici-cihatçı unsurlar palazlandırılmış, Mescid talebi gibi gündemlerle gericilik meşrulaştırılmaya çalışılmış, KHK’lar ile akademisyenler ihraç edilmiştir. Özel üniversitelerin sayısı arttırılmış ve bu okullar devlet üniversiteleri karşısında imtiyaz sahibi bir hale getirilmeye çalışılmıştır. Öğrenci yerine müşteri mantığı üniversitelere yayılmıştır.

Bunların haricinde AKP döneminde eğitimde siyasal bir kadrolaşma yukarıdan aşağıya hızla hayata geçirilmiş, okullarda özellikle küçük yaş gruplarında öğrencilere dönük şiddet olayları artmış, eğitim emekçilerine dönük ihraç, sürgün, açığa alma gibi uygulamalar arttırılmış, eğitim alanının tüm öznelerine dönük sınıf, ırk, cinsiyet vs. gibi unsurlar üzerinden bir ayrımcılık körüklenmiştir. 4+4+4 gibi, TEOG gibi, sürekli hale gelen müfredat değişiklikleri gibi uygulamalarla eğitim iktidar tarafından yap-boz tahtasına çevrildi. Bu da bize gösteriyor ki AKP kendi getirdiği uygulamalarla eğitimde ciddi bir hasar yaratmış olsa da istediği noktaya halen ulaşabilmiş değil.

 AKP iktidarı boyunca eğitimde neoliberal ve gerici politikalar etrafında,

*Cinsiyet, ırk, mezhep gibi unsurlarla kutuplaşma ve ayrımcılık körüklendi.

*Bilimin yerine çağ dışı içerikler ve uygulamalar dini esaslar temelinde getirilerek gericilik hakim kılındı.

*Bilim, kültür-sanat, felsefe gibi ilerici unsurların müfredatlardaki etkisi git gide azaltılarak yerine islami gerici motifler yerleştirildi.

* Eleştirel ve sorgulayıcı düşünmenin önünü kesen hamleler ile biat eden, sorgulamadan kabul eden nesiller yetiştirilmeye çalışıldı.

*Laik, bilimsel, kamusal eğitim ihtiyacı hiçe sayılarak eğitim sistemi gerici ve piyasacı eğilimler ile şekillendirildi.

*Eğitim sistemi ve öğrencilerin geleceği Ensar Vakfı vb. gerici kurumların insafına bırakıldı. Eğitimde cemaat ve tarikatlar etkin kılınarak Aladağ gibi Ensar vakfındaki tecavüz skandalı gibi olayların önü açılmış oldu.

Gerici Dönüşümün Karşısında Laik, Bilimsel, Kamusal Eğitim Mücadelesi

Siyasal iktidarın karşısında vereceğimiz eğitim mücadelesinde bizim için önemli olan AKP iktidarı boyunca eğitim sisteminde yaşanan tahribatın kaynağı olan politikalara karşı geliştireceğimiz politikaların dayandığı noktalardır. Siyasal iktidarın politikalarının gericilik, dinselleştirme ve piyasacılık etrafında şekillendiği belirtmiştik.

**Yapılan müfredat değişiklikleri, okullara açılan mescitler, kampüslerde inşa edilen camiler, imam-hatipleşme gerici vakıf ve derneklerle uygulanan protokoller gibi birçok uygulamalarla bilimsel gerçekliğin yerine gerici bir zihniyet yerleştirilirken bilimsel ve laik eğitim mücadelesinin önemi açık bir şekilde göz önünde durmaktadır.

**Özelleştirme arttırılıp, devlet okulları niteliksizleştirilerek özel okullar ayrıcalıklı konuma getirilerek temel bir hak olan eğitim ekonomik güçle orantılı bir şekilde elde edilebilen ve ya edilemeyen bir hale getirildi. Bu durumda eğitimin piyasacı politikalara bu denli hapsolduğu ortadayken laik ve bilimsel eğitimin topluma ulaştırılması noktasında kamusal eğitim politikalarının önemi ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak genel bir değerlendirme yapmak gerekirse yaşam alanlarımız içinde eğitim, AKP’nin gerici ve neoliberal politikaları doğrultusunda en yoğun saldırıya maruz kalan alanlardan birisi olması dolayısıyla temel mücadele alanlarından birisidir. Bu mücadele hattının temeli laik, bilimsel ve kamusal eğitim talebini emek-sermaye çelişkisinden, sınıf mücadelesinden ayrı düşmeyecek şekilde, bu talepleri emekçi bir karakter ile siyasal İslam’ın karşısında konumlandırmaktır.