Düzeni var eden unsurlar en genel anlamda toplumdaki parçalılıklardan, kopukluktan yani bireycilikten ve onun yarattığı çıkarcılık, rekabet gibi unsurlara dayanan sorunlu toplumsal ilişkiler bütününden beslenir. Kapitalizmin beslediği bireycilik, bencillik gibi olgular dünyada ve Türkiye’de geniş halk kitlelerine zamanla nüfuz etmiş ve adeta esir almıştır. Yönetim gücünü elinde bulunduranların toplumu bu olgular üzerinden yönlendirmesiyle insanlar zamanla bir araya gelme, örgütlü hareket etme gibi eylemlerden uzaklaşmıştır. Düzenin yarattığı ve beslediği bireycilik, rekabet gibi olgular insanların arasında belli çerçevelerde ortaklaşmayı zorlaştırır ve bu olgular insanların arasında dayanışma, bir aradalık gibi olguların oluşmasını, gelişmesini güçleştirir ve toplumu en ufak parçasına kadar kişisel çıkarlar üzerinden bir ayrışmaya sürükler.

Bugün içinde bulunduğumuz toplumda bireycilik ve buna bağlı olarak ortaya çıkan bencillik, rekabetçilik gibi olgular toplumsal yaşamın her alanında belirleyici bir konumda durarak toplumu hayatın her alanında parçalı ve birbiriyle yarış halinde bir duruma getirmektedir. Egemen sınıfların toplumda yerleştirmeye çalıştığı bireycilik ve bencillik insanı kendi doğasından uzaklaştırarak kendine yabancılaşmasına, diğer insanları bir araç olarak görmesine sebep olur. Bu bencillik ve bireycilik beraberinde kişisel hırsları ön plana çıkararak sevgi ve kardeşlik gibi toplumu bir arada tutacak, insanları yan yana getirebilecek duyguları zayıflatır ve gitgide sistemin devamlılığını sağlayacak unsurları taşıyan bir insan profilinin oluşumuna hizmet eder. En genel anlamda düzenin beslediği bireycilik insanların toplum olabilme, bir arada yaşayabilme isteğini ve yeteneğini tahrip ederek egemen sınıf politikalarına dayanak olur. Bu sebeple sistem bütün araçlarıyla bireyciliğin insan doğasının değişmez bir parçası olduğunu topluma dayatmaya çalışıyor. Mevcut üretim ilişkileri içinde sömürünün ve baskını dozu gittikçe artarken, sistem insanları bireycilik gibi araçlarla yalnızlığa zorlayarak toplumdan koparmaya ve insanın doğasında olan kolektif yaşam bilincini zayıflatarak insanı özünden uzaklaştırıp kendi çıkarları doğrultusunda bir insan profili yaratmaya çabalıyor. Ancak insanlar, doğası gereği bireyci olmanın tam aksine birbirine bağımlıdır. Toplumda hakim kılınan kültürel iklimin ve sosyal ilişkilerin de buna bağlı olarak bir aradalığa, dayanışmaya ve paylaşıma dayanması gerekir.

Hayatın her alanı bizim için değişimin ve ilerlemenin zeminlerini taşır. Birlikte üretmeye ve paylaşmaya dayanan anlayışların mahkum edilmeye çalışıldığı, toplum yerine bireyin ön plana çıkarıldığı mevcut sistem içinde ortaklaşa bir yaşam anlayışını savunmak ben değil biz diyebilmek sistemin tüm saldırılarına karşı çıkabilmektir aynı zamanda. Tahayyül ettiğimiz toplumsal yaşamın yani dayanışmanın ve paylaşımın temel alındığı birarada yaşamın, dayanışmacı insan ilişkilerinin var edilmesi geleceği bugün içinde kavrayan bir anlayışla oluşturulacak çalışma yöntemleri üzerinden var edilebilir. Yani mevcut toplumsal yaşam içinde düzenin toplumda yarattığı ve sola da sirayet eden hakim kültürel iklime karşı alternatif bir kültürel iklimi yaratmak tarihsel süreçteki herhangi bir büyük değişimle kısa süreler içinde gerçekleşecek bir ilerleme değildir. Bu ancak bugünden başlanarak hayatın her alanında ve anında önce kendimizden başlayarak düzenin yarattığı kültürel-sosyal tahribata karşı alternatif bir yaşamın, kültürün ve insani ilişkiler bütününün irili ufaklı örneklerini gündelik yaşam içinde örgütlü bir biçimde yaratarak geniş zaman dilimlerine yayılacak şekilde var edilebilir. Bu aynı zamanda hedeflediğimiz toplumsal yaşamın ve onu var edecek unsurların günümüzde somutlanıp pratiğe dökülmesi ve çekirdeğinin bugünden oluşturulması anlamına gelir.

Bize dayatılan bireyci yaşam tarzına karşı durabilmek, dayanışma ve paylaşım temelli bir yaşamı bugünden var etmeye başlamak, mevcut koşullar içinde insan kalabilmek için tüm bireyci anlayışların karşısında birada olmayı savunmak sistemin kültürel-sosyal ilişkilerimize yönelik tüm saldırılarına karşı tek çıkış yolumuzdur.