Türkiye  halen 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL baskısının altında. Ülkemizde yaşanan tüm siyasal gelişmeler OHAL koşulları altında baskının yoğunlaştığı bir atmosferde gerçekleşiyor. Siyasal iktidar bu baskı atmosferinde bölgesel kaosun derinleştirildiği, milliyetçi-muhafazakar eksenin AKP-Saray rejiminin MHP ile kurduğu ittifak doğrultusunda sağlamlaştırıldığı bir politika ile 2019’a giden sürecin hazırlıklarını yapıyor. İç savaş söylemleriyle toplum kutuplaştırılmaya çalışıyor. Dinci gericilik temelinde bir baskı ile meclis ve anayasa fiilen etkisiz hale getirilerek demokratik tüm kanallar kapatılıyor ve hayatımızın tüm özgürlük alanları kuşatılıyor. Böyle bir yönetimin altında Türkiye hem içeride hem dışarıda sürekli bir kriz içerisinde bocalıyor. Erdoğan bu krizden halkın üstüne karabasan gibi çökerek, korkuyu ve baskıyı egemen kılarak çıkmaya çalışıyor.

Toplumun üzerinde kurulan bu baskı ortamının en çok hissedildiği kesimlerden birisi de gençlik. Üniversitelerden, liselerden toplumsal yaşamın tüm alanlarına kadar gençliğin var olduğu, kendi sözünü ve eylemini var edebileceği tüm alanlar Siyasal İslam tarafından baskılanıyor. Gençliğin yaşam biçimine müdahale ediliyor, söz hakkı ortadan kaldırılıyor. Üniversiteler ve liseler gerici bir dalganın etkisi altında şekillendirilmek ve taşıdıkları muhalif potansiyel yok edilmek isteniyor. Buna karşın gençlik içinde de toplumun genelinde olduğu gibi Siyasal İslamcı iktidara karşı dipten gelen bir özgürlükçü birikimin ve mücadele arayışının olduğunu söylemek mümkün. Gezi isyanından Hayır mücadelesine oradan Adalet yürüyüşüne uzanan geniş bir yelpazede gençliğin aktif bir unsur olarak yer aldığını ve İslamcı faşizm karşısında özgür bir yaşamın ve ülkenin arayışında olduğunu söylemek mümkün.

Özgürlük arayışı bugün hem ülkemizde hem de dünyanın birçok yerinde isyan ve direniş hareketleri içinde önemli bir talep ve mücadele başlığı olarak ortaya çıkıyor. Bu bakımdan bu özgürlük arayışı, Siyasal İslamcı iktidar karşısında bir alternatifin arayışı olduğu kadar aynı zamanda kapitalizmin yaşamın işleyişini belirlemesine, kimliksizleşmeye ve geleceksizliğe dönük politikalarına karşı gençliğin yeni bir yaşam ve toplum arayışı, kendi geleceğine karar verebilme arzusunu da ifade ediyor.

Bugün yürütülecek mücadelenin bu anlamda Siyasal İslamcı rejime karşıtlığı temel alan aynı zamanda gençliğin kültürel ve sosyal alandaki taleplerini de içerecek ve gençliğin sözünü söyleyebilme hakkını öne çıkaracak bir mücadele başlığı etrafında kurulması ve en geniş gençlik kesimlerini bir araya getirecek mücadele zeminlerini var etmeye dönük olarak kavranması gerekmektedir.

‘’ÖZGÜRLÜK’’ tüm bu taleplerin kapsayıcısı ve gençliğin İslamcı faşizme karşı mücadelesinin temel alanı olmalıdır. Gençliğin tüm demokratik hak talepleri, AKP-Saray rejimi karşısında itiraz ettiği ne varsa özgürlük mücadelesinin bir parçasıdır.

Özgürlük mücadelesi gençliğin bugün ortaya koyduğu tüm direnme potansiyelinin birleştiği bir zemin olmalıdır.

Bu bağlamda Gençlik Muhalefeti önümüzdeki dönemde mücadelesini bu doğrultuda gençliğin birleşik özgürlük mücadelesini yaratacak siyaseti ortaya koymak amacıyla yürütecektir. Bunun için tüm gücümüzle gençliğin birleşik mücadele fikrini büyütmek ve gerçek kılmak için her zamankiden daha fazla sorumluluk alacağız. Bulunduğumuz her alanda siyasal iktidar karşısında verilecek özgürlük mücadelesinin içinde birleşik mücadele zeminlerini yaratmak ve büyütmek için tüm inancımızla mücadele edeceğiz.

Türkiye’nin dört bir yanında mahallelerde, liselerde, üniversitelerde, meydanlarda ‘’Özgürlük için Harekete Geçelim’’ kampanyasını örgütleyerek AKP-Saray rejimi karşısında gençliğin birleşik özgürlük mücadelesini büyüteceğiz!